RE-ZA-LET
// 16 July 2009 // film, harry potter, kitap
Uzun zamandır yazamıyorum, çünkü tatildeydim; ama dün izlediğim rezaletten sonra artık tekrar yazmanın zamanı gelmiştir, dedim.
Rezalet ne mi? 40′ı aşkın gündür geri sayım yaptığım, fragmanından mükemmel bir şeye benzeyen ama tam bir hayalkırıklığı olan Harry Potter ve Melez Prens filmi.
Harry Potter filminin spoiler’ı olmaz; sonuçta ne olup ne biteceği belli, her sahneyi de tek tek anlatmayacağım elbet ama yine de baştan sizleri spoiler’lara karşı uyarayım, sonra mızmızlanan tipler çıkmasın.
Her Harry Potter filminden alışkın olduğumuz, bazen aşırı büyük olsa da bazı kırpmalar olması; ancak filmin son kısmında yaşanan filmin “asıl” olayının mümkün mertebe gerçeğe sadık kalınarak anlatılmasıdır. Hiçbir filmde son kısımda büyük kırpmalar ya da gerçekten sapmalar yaşanmamıştı ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı’na bakınca ben David Yates’ten Melez Prens konusunda oldukça ümitliydim, nihayetinde 6. kitap 7′ye hortkuluklar ve Snape bakımından yalnızca bir geçiş gibi görünse de aslında işin bütün temeli. Bu yüzden dün koştura koştura 18.30′da Melez Prens’i görmeye gittik İstanbul’un yağmuruna çamuruna aldırmadan.
Görünüşe bakılırsa fragmanların bombalığına bakarak bu filme güvenmekle oldukça yanılmışım. Bu filmde yalnızca önemli kısımlar kırpılıp gereksiz ayrıntılar gözümüze gözümüze sokulmakla kalmamış, bir de üstüne üstük serinin ruhuna oldukça aykırı eklemeler yapılmış. En önemlisi bütün sene boyunca Harry ve Dumbledore’un yaptığı Düşünseli seanslarının, Voldemort’u ve Hortkulukları anlamanın önemi tamamen göz ardı edilerek yalnız ve yalnızca 2′ye indirilmesi. Slughorn’un anısı 2 kez sayılırsa 3. 7. Filmde nasıl bir dolap çevirip Harry’e Dumbledore’la konuşmadan diğer hortkulukları bulduracaklar, doğrusu oldukça merak ediyorum.
Zümrüdüanka Yoldaşlığı’ndaki muhteşem düello sahnelerinden sonra bu filmin sonunda da güzel bir Hogwarts düellosu görmek isteyenlere üzücü haber: Yok öyle bir şey! Nasıl sinirlendim, anlatamam.
En sinir bozucu olansa, 6. kitapta birbirine aşık olma olayını abartıp kaldırdıkları onca önemli sahnenin yerine paso Harry/Ginny ve Hermione/Ron koymuş olmaları. Sinir krizi geçirtecek derecede romantik komedi havasındaydı film, Snape’in en sinir bozucu konuşması bile arkadan neşeli müzik eşliğinde geliyor, hey, bu filmde Snape’ten nefret ediyor olmamız gerekmiyor muydu? Ginny sürekli bir kaşarlık ve yavşama içinde utangaç Hermione paso aşktan dem vuruyor, kafamı vuracak bir yer aradım durdum.
Filmin ruhuna aykırı eklemelere gelince, Dumbledore’un Harry’e Hermione’yle arasında bir şeyler olup olmadığını sorması(!), Harry’nin Slughorn’la alay edercesine konuşması, Lavender’le Hermione’nin Dumbledore, yüzünde tek kas bile oynamayan Snape ve McGonagall önünde Ron hakkında ateşli bir kavgaya tutuşmaları gibi rezaletler sayılabilir.
Dumbledore’un cenazesi mi? Yok ki öyle bir şey…
Türkçe çevirmenlere de pes doğrusu Death Eater (Ölümyiyen) Ruh Emici olarak çevrilmiş, tebrik ediyorum.
Bir de diğerleriyle karşılaştırınca bir gram önemi olmayan; ama yine de doğrusu hatırlansa çok tatlı bir jest olacak küçük bir hata: Dumbledore öldüğünde havaya kadırılan asaların içinde Hagrid’inki de vardı. Kırılan asa ve pembe şemsiyeye ne oldu?
Bu rezaleti görünce verdiğim paraya oldukça acıdım. Sizlere bu filme gitmemenizi söyleyemem, çünkü kimse benden bu kadar bekleyişten sonra filme gitmememi söyleyemezdi, görmek hakkınız tabii ki. Yalnızca çok büyük hayalkırıklığına uğramayın bu rezalet karşısında. En sinir olduğumsa Warner Bros’un ne kadar rezil bir şey çekerlerse çeksinler yine müthiş bir hasılat elde edeceklerine güveniyor olduklarını bilmek…








İnanmıyorum!!
Böyle olacağı içime doğmadı değil ma hani bi umut derler ya.Bir umut bu seferki güzel olur diyordum.Gene fos çıktı.Bu kadar güzel bir kitabı mahvetmek yetenek gerektirir.
Henüz izleyemedim.Hafta sonu gidiyorum.Ama izleyen arkadaşlarım ve siizn söyledikleriniz bütün hevesimi söndürdü.
Genede giderim tabiki ama kaç aylık bekleyiş boşu boşunaymış ya ona yanarım