Yorum Çılgınlığı

// 19 June 2008 // sınıflandırılmamış

ÖSS bitti biteli boşluk içindeyim, o blog senin, bu site benim, itiraf.com yeni evim, dolaşıp duruyorum. Arada garip şeylerle de karşılaşıyorum; ama birkaç hafta önce karşılaştığım Verankton adlı bir gariplik var ki, hazır tatilde ve boşken, bu konuda yazmaktan alıkoyamadım kendimi.
Elimizdeki vaka, bir yorum çılgınlığı. “Yorumun çılgınlığı olur mu yaaa!” demeyin. Okuyun işte.

Hoşgeldiniz yazısıyla çılgınlığın başlangıcına tanık oluyoruz:

Lütfen, lütfen sadece yorum atacaksanız üye olunuz.. Belirli bir süre boyunca yorum atmayan üyelikler silinecektir.. Üyelerimizin tamamen aktif üyelerden oluşmasını istiyoruz..”

Buradan forum gayet sakin bir yazarın yine sakin bir fanfiction forumuna benziyor, ama sizi yanıltmasın. Yazıların çoğunluğunun “fanfiction”dan (başka bir kitap karakterlerinin yazarın hayalgücüyle başka bir hikayeye dahil edilmesi) oluşan sitenin yorum hakkındaki kurallarına bir göz atın:

Çok şahane olmuş çok süper olmuş şak şak şak bravooo vallahiiii süpersiniiiz!!!” şeklinde bir yorum sizce başarılı mı??? Bizce değil! (LOL yeteri kadar yıkama yağlama yok falan..) Bizim yorumdan anladığımız, gerçekten yıkama yağlama, yağcılarda inecek var vesaire tarzında bir şey değil! Eğer yorum yapıyorsanız, bize gerçekten senaryoyu anladığınızı ve varsa sorularınızın, teorilerinizin olduğunu, bu konuda en azından düşündüğünüzü göstermeniz lazım! LOL söylendiği kadar zor değil

Yazarın, Türkçe’yi düzgün kullanma “obsessive”liği can yaksa da, arada kendince dil kuralları oluşturması (yazının devamını okuyunuz) ve arada Laughing Out Loud (Katılarak Gülmek) anlamına gelen LOL kullanması sinir bozucu. Nedir yani, bir şeyi komik bulduğunu yazarak ifade edemeyen birisi kendine “yazar” diyor. Feyza Hepçilingirler’in (tanımıyorsanız, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde eğitim görevlisi ve Cumhuriyet gibi saygın bir gazetede Türkçe konulu yazılar yazan bir hanım) de dediği gibi, ifadelerini garip hareketler ve gibi ifadelerle anlatmak yalnızca dil anlatımındaki kıtlığın göstergesidir.

Site sahibinin yazmaya yeni başlayan çömezlere verdiği tavsiyelerden:

Paylaşım yaptığınızda çarşaf çarşaf yorum beklemeyin..

Çünkü gelmeyecek.. Benim şu anki yorum seviyesine ulaşmam 8 yıldan fazlamı aldı, sabırlı olun.. Arada sırada çıkacak olan gerçekten yorum yapmayı bir sanat haline getirmiş okuyucular sizi bulursa mutlu olun..

Unutmayın ki yorumsuzluk okunmadığınız anlamına gelmez.. Forumlarda yolluyorsanız her sayfanın ne kadar açıldığını gösteren sayılar size yardımcı olur.. Okunduğunuzda cevap gelmiyorsa bunu ikiye, üçe bölün.. Ben şahsen yarısının beğendiğini, yarısının da beğenmediğini düşünerek giderim her zaman, bu size yardım eder..

Cümlelerden birini düzeltelim: “Şu anki yorum seviyesine gelmem, forumda ‘Yorum yapın!’ diye çıldırmam, insanlara yaptıkları yorum kadar bölüm okutmam, (evet, gerçek!), yorum yapmayanlar için: ‘Bu hayır diyen ziyaretçiler, benim için yok statüsündeler.. Nasıl ki onlar beni yok sayıyorlarsa.. Korkuymuş, çekinmekmiş, yemişim.. Evet aynen öyle, YEMİŞİM. Adam öldürmüyorum burada, kimseyi sahneye çıkartıp kıçımla gülmüyorum da, bunu yapsam bile hesabınızı kapatır çeker gidersiniz, geri dönmek isterseniz de yeni hesap açarsınız, bilecek miyim ben siz kimsiniz? Saçma sapan davranmayın bana lütfen, ben sizin hizmetçiniz ya da görevliniz değilim, siz beni dikkate bile almadan canınızın istediğini sitemde yapıyor, gelip çatır çatır okuyup bir damla vicdan sızısı duymadan arkanızı dönüp gidiyorsunuz, bir de üzerine konuşuyorsunuz.. ’ gibi garip ve manasız bir cevap yazmama borçluyum. “

Sana kimse hizmetçimiz olduğunu söylemedi; ayılmış, bayılmış , pek de edebi değeri olmayan Buffy, Angel, Harry Potter’dan “esinlenmelerle” dolu sözde özgün “kitaplarını” sitene koymuşsun. Böyle şeyleri insanlar eğlenmek için okur; ayrıca ziyaretçilerine o kadar da önem verdiğin söylenemez, zira bir yazdığını bir daha okumamayı bir övünç kaynağı bellemişsin kendine.

…ben yazdığım şeyi bir daha okumam, ama o benim alışkanlığım, ki benim yazdığım şeyi okuyan 5 kişilik bir grubum var, kelime hatasıymış anlatım bozukluğuymuş, bu olduğu an haberim oluyor.. Nadir olsa da oluyor, hele ki yazmaya alışkın değilseniz sizlerin hatalı cümle kurması çok büyük bir olasılıktır, kötü bir şey de değildir bu, yazdıkça yok olacaktır..

Her ne kadar yazarımızınkiler pek düzelmemiş olsa da…

Annem okula sadece 2 kere çağırılmıştır, biri bu günün akşamıydı, annem geldi kadıncağız korkuyor ne yaptın dedi, bir şey yapmadım dedim, öğretmenle ikisi sınıfa girdiler, annem sonra anlattı ki kadıncağız demiş tamam çok güzel, harika bir şey yapıyor, ama kızacak nokta bulamıyorum, dersleri de takip ediyor, siz söyleyin lütfen falan demiş, annem “ben olsam kitabı hiç vermezdim” demiş, kızdım ))

Geleceğin yazarının “demiş” kelimesine yakın anlamlı birkeç kelime, örneğin, söylemiş, cevap vermiş vs. bulamayışı… yorumlarınıza açıktır.

Bunun yanısıra, yazarın “eleştiri” diye tutturduktan sonra, geniş zamanla yazmasına gelen eleştirileri;

Geniş zaman konusunda gelen *uyarılara* gülüyorum.. Ben geniş zamanla yazılan bir şeyi anlıyorum ve bu kadar yazı okudum, bir gün kalkıp da “niye geniş zaman yazıyorsun?” demedim birine, çünkü gelecek cevap “sana ne?” olacaktır, bildim..

Lütfen biri bana, geniş zamanda yazan bir romancı söylesin!!! Bana bu siteyi gösteren arkadaşımın geniş zaman hakkında, ben bu yazıyı yazamaya başlamadan önce yaptığı yorumu: “Geniş zamanda nasıl hayal etmemizi bekliyor? Açıkcası onun yazdıklarını okuduğumda kendimi olayın içinde görmekten çok, kitap özeti okuyormuş gibi hissediyorum. Bu da hiç zevk vermiyor.”

Bunun yanısıra “yazar”ın kafasına göre büyük-küçük harf kurallarına uymayışını “kendi yazı stili” olarak benimsemesi, ki benim bildiğim yazı stilleri dil kuralları içinde oluşur, ve Türkçe hikayelerine ne akla hizmet olduğunu anlamadığım bir biçimde İngilizce isimler vermesi, yıllardır yazı yazıyor olmasına rağmen, betimlemelerden uzak, sıfat-zarf fakiri bir anlatım kullanması… aşağıdaki gibi böbürlenmesine engel değil:

405 en zeki senaryomdur, bana göre.. Ki hala zekidir, bir FOUR’un 2000. sayfasında ne olduğunu biz NINE’a gelmiş adamlar olarak HALA tartışıp yeni yeni şeyler görüyorsak, o zaman zekadan bahsedebiliriz..

Çok fazla konuşup sizleri deli etmek istemiyorum, gerçekten üzülüyorum çünkü, ama bazen de şeytan diyor bas 1. bölümü, ver de görsünler nedir dünya.. Ama bunu yapınca 2. bölüm istenebilir veya istenmeyebilir, anlaşılır veya anlaşılmayabilir, daha şimdiden çok kötü yorumlar gelebilir ve ben ağlayıp her şeyi toptan kapatabilirim.. Ki yaparım.. HP’ler bir yerden sonra umrumda değil, ama 405′in kanatlarını daha yeni iyileştirdik, onu tekrar kıranın kafasını kırarım..

Buradan da ilk konuya geliyoruz yine, sıkı yönetimler, kurallar, şekil ve şemaller.. Forumu açalı 2 ay bile olmadı daha, ama 4441 mesaj varsa, üye sayısı ben aktif olmayanları silmeme rağmen bu kadar artıyorsa, daha hiç kavga çıkmamış ve herkes hala kibar konuşuyorsa, özen varsa, insanlar kendilerini mutlulukla buraya bağlı hissediyorlarsa, o zaman güzel olmuş demektir, inanın..

Kuru anlatım demişken, “herkesin bayıldığı” 405 adlı “kitabın” , okuyucunun ilgisini en çok çekmesi gereken ilk paragrafını sizlerle paylaşmak isterim: (yazıda değişiklik yapılmamıştır, büyük-küçük harf vs. aynen böyledir)

büyük demir kepçe evden kalan molozları topluyorken koordinasyon şefi telsize bağırıyordur, o sırada çalan zil yemek arasının geldiğini belirtir, bu ses koordinasyon şefinden daha hızlı duyulurken makineler durdurulur, kasklar çıkar, inşaatçılar arabalarına giderken bariyerlerin arkasındaki üç çocuk bunu bekliyor, koşturarak yıkıntıların arasına dalarlar..

Gördüğümüz bu dünyanın, Buffy ve Angel özentilemeleriyle dolu olduğunu okumaya devam ederseniz göreceksiniz, bunu daha önce de belirtmiştim.

Yorum isteği hakkında yapılan eleştirilere bir cevap:

…Bu sıkı yönetim değildir, benim zamanında sıkı yönetim yapmışlığım da vardır, hiç fikriniz bile yok.. Ben “vaktim yok, yorum yapamıyorum, ama inan yapacağım/yapmak istiyorum”la dahi susan bir insanım artık.. Cazgırlığımı hiç görmediniz.. Hepinizden ben söke söke yorum da alırım, beğenmeyen zaten çekip gider.. Ama yapmıyorum, siz mutlu bir şekilde yorum yapıyorsunuz, ben mutlu bir şekilde yorum okuyorum, sadece söz konusu olan şey yorumların kalitesi oluyor, onu da hep beraber daha da yükseğe çıkartıyoruz.. Benden veya polislerden mesaj alınca kırılmaz, hevesle devam eder ve kendinizi geliştirirseniz, Verankton’un daha nerelere çıkabileceğini hayal bile edemezsiniz..

Buna sanırım “yorum manyaklığının doruğa çıktığı an” ya da yazarın hoşlanacağı biçimde, İngilizce olarak (anladığımı göstereceğim ya) “climax of the comment psychopathy” diyebiliriz. Yapılan yorumların yağcılık olmadığı iddia edilse de, işin sonunda hepsi tatlıya bağlanıp “Yine de sen dünya süperisin!”e getirilmiyor değil.

Bu konuda böyle düşünen tek kişi de ben değilim, yazısını gereksiz bir biçimde hakaretle noktalayıp kendini haksız duruma düşüren birinin yazdığı güzel yorumu sizlere iletiyorum:

Saygıdeğer idolüm ;
Öncelikle bütün yazılarınızı severek okuduğumu belirtmek istiyorum.Awaken köşesindeki yazılarınız,düşünce tarzınız bana bir nevi öncü olmaktadır.Yeni yazmaya başlayan biri olarak ben sizi kendime idol olarak belirlemiş bulunmaktayım.Şayet yanlış olduğunuzu düşündüğüm bir konuyu sıkça dile getirmeniz idol kimliğinize gölge düşürmektedir.Bu konu nedir diye soracağınızı zannetmiyorum.Lakin anlamadıysanız bu da hayatınızdaki bazı aksaklıkların temel nedeni olduğunu belirtmemde fayda var.Bahsettiğim konu tarifeli hesaplardır.Bu tarifeli hesaplarla ilgili açıklamanızı okuduğumda kendimi İstanbul’da değil Hindistan’da bir tarlada hissettim.Belki bu cümle size komik veya saçma gelebilir.Ama yaptığınız ayrım Hindistan’daki Kast sistemine benzemektedir.Hani bilmem biliyor musunuz bu ne demek?Hemen sizi aydınlatayım:İnsanlar arasında yorum gibi basit bir nedenden mevkiler üretiyorsun;5 yorum yazan 2 hikaye,10 yorum yazan 4 hikaye…Şaka gibi!! İlk gördüğümde inanamadım. Benim idolüm nasıl bunu yapabilirdi…Açıkçası bunu size hiç yakıştıramadım.Herkes hata yapabilir diyebilirsiniz.Bu doğru bir yaklaşım ancak sizin hatanız gerçekten büyük!Nitekim tek hatanız bu da değil.Keşke tek yanlışınız bu olsaydı.Üzülerek belirtiyorum,siz aynı zamanda ukala,bencil,ayrımcı ve hafif sapıksınız.Acaba böyle yapmanızın nedeni nedir?Herhalde kendinizi yalnız,ilgiye ve şefkate muhtaç zavallı bir kedi olarak görmenizden kaynaklanıyor bu sorunlarınız.Zaten yazdığınız yazılar,üstün İngilizcenizi her fırsatta dile getirmeniz bunun kanıtı.TAMAM,güzel yazıyorsunuz ama kendinizi profesyonel bir yazar gibi gösterme çabalarınız anlamamaktayım.Bu arada aklıma gelmişken gerçek sanatçıların mütevazi olduğunu da not düşeyim.Başta kibirli miydiniz bilmiyorum, size gelen övgü dolu yorumlar mı sizin böyle kıçı kalkık biri olmanızı sağladı bilmem,ama bu aralar bayağı bir tarafınızın kalktığına eminim.Bize her hikayeyi okumak zorunda değilsiniz dediniz ancak, akla mantığa yatan ya da benim ilgimi fazlasıyla çekecek hükayeler hiç yazmıyorsun bu ara çok kırılıyorum…

Telif haklarımı ihlal edenler, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda bu suçu işleyenlere uygulanan müeyyidelere tabi olacaklardır.

Site üstünde yapılacak binbir değişik yorum daha var; kendi telif haklarıyla bu kadar çıldırmış birinin, nasıl telif hakları korunan ünlü resimleriyle “wall” (duvar kağıdı) ya da avatar yaptığı gibi. Benim için sorun değil, ben de yapıyorum –bkz. bir önceki yazım, zaten yorum yapanı da yok, ben de mi böyle kurallar koysam acep?- ama ben telif hakları konusunda takıntılı değilim.

Gelecek cevapları biliyorum, İngilizce site sahibiyken de “unrequested reviews” yani talep edilmemiş yorumlar yapan biriydim ve aldığım cevaplar şöyleydi:
“Kendine bir hayat edin!”
“Herkesin kendi sitesi, sana ne!”
“Beğenmezsen çık git!”

Bu yorumlara baştan cevap vereyim: Bir site internet kullanıcılarına açılmışsa, ki www’nin açılımı “world wide web”dir yani dünya ağı, herkesin yorumlama hakkı vardır. Ve hiçbir site yöneticisinin sırf yorum yapmamış kişilere , hakaret niteliğinde “Yemişim sizi!” deme hakkı yoktur. Yoktur işte. Kimseye bu kadar bulaştığımı hatırlamam; ama burda bazı aranma belirtileri yok değildi.

Umarım uzun da olsa yazımı beğenerek okumuşsunuzdur, zira Türk okuyucusu uzun yazılardan pek hoşlaşmaz, kitap ve gazetelerimizin okunma oranı da bunu gösteriyor. Ancak yazacak çok şeyim vardı, bu defalık mazur görün.

“Yorum Çılgınlığı” için 60 Yorum

  1. Anonymous says:

    SÖZ UÇAR YAZI KALIR -2-

    Ve yine vurgulamışsınız ki;

    “Sana kimse hizmetçimiz olduğunu söylemedi; ayılmış, bayılmış , pek de edebi değeri olmayan Buffy, Angel, Harry Potter’dan “esinlenmelerle” dolu sözde özgün “kitaplarını” sitene koymuşsun.”

    Esinlenmenin anlamını gelin birlite görelim.

    Bir şeyden ilham almak, içine doğmak, mülhem olmak.

    Evet TDK’dan alınmıştır.Gördüğünüz üzere sadece ilham almak anlamına gelmektedir.Yine ancak ve ancak okuduğunuzda görebileceğiniz ,anlayabileceğiniz senaryolar ve kitaplar mevcuttur…Ayrıca öyleki aslında Esinlenmelerin sadece isimlerde sınırlı kaldıgıda görülesi bir durumdur.Yeterki OBJEKTİF olunsun.

    Ayrıca KİTAPLARINA söz söyleme hakkınız bulunmamaktadır.Bir okuyucu olarak özgünlük nedir ne değildir ayırt edebilecek insanlarız.Tek yönlü bir yazıyla özgünlüğe değinme hakkı görmeniz ise sizin özgünlükteki seviyenizi ortaya koymaktadır.Şu anda da bunu yapıyorsunuz zaten.Diliniz düzgün olabilir lakin düşünce sistemiz belliki derin bir sarsıntıya uğramış.

    İnsanlar böyle şeyleri eğlenmek için okur haklısınız! Ama gördüğümüz üzere eğlenilesi tarafıda siz ve sizin gibi görüşü kısıtlı insanlar tarafından sabote edilmeye çalışılıyor.Eğer sizi eğlendirmiyorsa çeker gidersiniz kimse size yalvarmıyor…

    Geniş zaman konusuna değinirsek…Sizin veyahut o yorumu yapanın hayal gücü dar hacimde ise awaken’nın yapabileceği bişey yok.Ya da bu yazabilecek kadar sözcük kalitesi veyahut hazinesi yok ise yine awaken’nın yapabileceği birşey yok.Zira bu yazıyı yazanın EĞİTİMiyle alakalıdır.Bilmem anlatabildim mi?

    Ve özellikle sıfat-zarf kullan(amama)sına değinmişsiniz.
    Ya siz sıfat nedir zarf nedir bilmiyorsunuz ,ya da ben bu konuda cahilim.Ki yazılarda özellikle bu kullanımlara dikkat eden biri olarak.

    İlk paragrafa takılmışsınız.Yazık zira sizde son paragrafınızda bahsettiğiniz “Türk okuyucusu uzun yazılardan pek hoşlaşmaz” cümlesi ile onlardan biri olduğunuzu açık bir şekilde ifade etmişsiniz.bunu gördükten sonrada size okumadan bilemezsiniz demenin bir anlamı yok.Yazarken iyi ama okurken sanırım %10 luk dilimlerdesiniz.

    “Bir site internet kullanıcılarına açılmışsa, ki www’nin açılımı “world wide web”dir yani dünya ağı, herkesin yorumlama hakkı vardır. “

    Evet World Wide Web yani dünya ağı…
    Yani herkes yorumlayabilir…
    Yani ister yorumlarsın ister yorumlamazsın…

    Ama bu yanilerin ötesinde bütün www ile baslayan sitelerinde KURALLAR,YASAL UYARI kısımları vardır…
    Her mekanın bir adabı vardır…

    Neden üç nokta kullanıyorum söylenecek söz var daha anlamında (Anlamadıysanız söyleyeyim dedim). Lakin burda vakit harcamaktansa gidip yorum yapmayı tercih ederim.bu kadar uzatmamın sebebiyse hem bizlere laf atılması hemde EMEK verilmiş bir şeye duyulan beklentinin taşlanmasıdır…

    Sizin EMEK nedir bildiğinizi sanmıyorum ama olsun…

    Söz uçar yazı kalır.

    MAFESEL

  2. Anonymous says:

    Dicle arkadaşım öncelikle siteni bu şekilde işgal ettiğim için üzgünüm ancak awaken’e bir teklifim var.
    Eğer gerçekten eleştirilmek istiyorsa, eğer hikayelerindeki mantık hatalarının nerede olduğunu bilmek istiyorsa aklımda kaldığı kadarıyla örnek vermeye hazırım. Ancak maalesef forumda değil burada… Zira gelen cevaplara baktığımda awaken’i savunanlar arasında çok güzel cevap verenler olduğu gibi tanrısına küfredilmiş sofular da bulunmakta ve ben bu yazımı herkesin okumasını isterim, sadece awaken hayranlarının değil.
    Awaken hala buraya bakıyorsan cevap bekliyorum. Elbette Dicle de izin verirse…

  3. Anonymous says:

    awakencordy

    awakencordy, sene başında sitesini açtığında, oraya ilk girenlerden biriydim. (daha sitesindeki sayacı 3 basamaklı sayılardaydı). türkçe fanfiction’da harry potter’ı böyle akıcı yazan birinin sitesini bulmak beni gerçekten şaşırtmıştı. ama hikayeleri okuyunca, iki şey gözüme battı: belli leitmotivelerin hemen her hikayede tekrarlanması ve bir çoğunda bunların konu haline gelmesi. ne var ki, bunların rahatsız edici seviyede olmadığını söylemeliyim, hikayeler yine de zevkle okunuyordu.

    beni (ve galiba yukarıdaki arkadaşları) rahatsız eden, her ne kadar güzel yazsa/ okunsa da, yazarımızın tavırlarıydı. bilemiyorum, oradaki her yazıyı okumadım ama gerek kurallar bölümünde, gerekse duyurularda belli bir ukalalık söz konusuydu. kişisel olarak, yazarların bu tavrı beni bayağı rahatsız eder, ben de bu rahatsızlığımı belirttim. benim tepkim de aşırıydı belki, ama buna verilen tepkinin daha da fazla olduğunu belirtmek lazım. işte buradaki tiranımsı tavır, bir nevi “okuyacaksanız işte kurallar” beni soğuttu hikayelerden yazma tarzından ziyade. bir yazarın kural koyması doğrudur evet, ama yorum konusundaki istekler aşırıya kaçırıyor. benim artık kendisini okumamamın nedeni, kısaca budur.

    şu anda o burayı okuyor mu bilemiyorum ama, adresini bilemedğim için kendisine yollayamadım. ama benimle aynı fikirleri paylaşan birini görünce ben de yazayım dedim.

  4. Anonymous says:

    Re: SÖZ UÇAR YAZI KALIR -2-

    O kitap özeti yorumunu ben yaptım ve emin ol hiç de senin o bahsettiğin %10 luk kısımdan değilim. Hayalgücümde yeterince geniş ve EĞİTİMimde yeterli emin olabilirsin! En sondaki yapılan ironiyi anlıyamadığına göre asıl senin açıklamaya ihtiyacın var.

  5. Merhaba yazıp yazmamak konusunda kararsızdım aslında tüm yazılanları da yorumları da tam okumadım.
    Benim awakenle uzun süren bir deneyimim oldu iyi kötü çok şey paylaştık. Bir süre senaryolarındaki elit kişilerden biri oldum.
    Ama sonra kendi tercihimle bu elit kesimden ayrıldım. Hem de iki kez.

    Ama ben ilk seferinde kendim dönmedim benim arkadaşlıgımı özledigini sanmıştım geri döndüm arkadaşlıgımızın hatırına devam ettim. Ama işte şu yorum yok mu
    o yorum işte bazı şeylerin çok çok çok üzerindeydi. Awakenla iletişimi kestigimden beri yaptıklarını takip etmiyorum ve ilgilenmiyorum.
    bir arkadaşım bu sayfayı bana yolladı. Ben sadece yazılan birşeyle ilgili cevap yazmak istedim.

    “Buradan kapıyı çarpıp giden çok oldu, sonra başka nickler altında geri döndüler!”

    ben geri dönmedim. Hani ola ki yanlış anlaşılan bir durum olur farklı nickim yok benim.Nedense üzerime aldındım.
    Ondan bunu yazma ihtiyacı duydum. Ben hala o dramonie hikayesinin sonunu bilmem. orda da noktayı koydum. Zaten uzun bir süredir de
    fic falan okumaya zamanım yok.

    Cevap yazılmasını istemiyorum. Bazı şeyleri açıklıga kavuşturmak istedim.
    Yazılan şeyler hakkaten agır ama bunu yazdıran sebeplere de bakmak gerekiyo. Oturup kişilik degerlendirmesi yapacak degilim. Aynı site aynı tavır aynı yazılanlar
    insanları çok farklı etkiliyor bunun en canlı örnegi burası yani dicle gibi düşünenler yazanlar da olacaktır digerleri gibi de
    ama burda asıl mesele hangi yazılanların ne kadar dogruluk payı taşıdıgı..

    Neyse tekrar belirtiyorum bu postaladıgımla ilgili herhangi bir cevap ya da mail almak istemiyorum. Sadece ordaki o cümleye takıldım.
    Ve fikrimi belirtmek istedim

  6. admin says:

    Tabi ki!

  7. Anonymous says:

    waowwww

  8. Ash says:

    http://www.formspring.me/awakencordy

    Bir de bunları oku bence.

  9. dicle says:

    Bir şey göremedim beni ispiyonlayan(!) biri dışında =)

  10. [...] Bu siteyi hatırladınız mı? Burayı yapan ablamız, sitesine açtığı 1500 site uzantısına bir yenisini eklemiş. Idıymış, bıdıymış, neyse işleyeceğine zerre inanmadığım bir şey, orası önemli değil, mühim olan bana gelen mailin nasıl herkese yama edilebilir özellikte olduğu: Size özel bir isteğimi iletmek üzere mesaj atıyorum. Sitenizi takip eden çok kişi var. Benim de geniş bir kitleye duyurmak istediğim bir olay var. Bunun için en uygun yerlerden birisi sizin sitenizdir diye düşündüm. [...]

Yorum Yazın