Orda Kimse Var Mı?
// 14 June 2009 // günlük hayat, ünlüler
Ne kalleşim, ne kalleş!
Sen git aylar boyu blogu başıboş bırak *demin açıp layouta baktım, o kadar unutmuşum ortamı* sonra dön "Orda kimse var mı?" diye sor. (Şaka maka buralara bir yaz layoutu lazım.)
Şimdi "İşim gücüm çoktu, ay yeni yer alışamadım." muhabbeti çekmeyeceğim sizlere, çünkü hazırlık sınıfında nasıl boş bir yıl geçirdim, anlatamam. Bu demek değil ki Boğaziçi’nde hazırlıkta yatılıyor, öyle desem bana sağlam bir dayak atmak isteyecek insanlar tanıyorum, hiçbiri arkadaşım değil =) Ama Ocak sınavında okulumun irregular tayfasına katılmak istemeyişimden bilerek kaldım, sonra yattım, inkar edemem. Gelip şuraya birkaç satır yazı yazamayacak kadar aylaklık ettim.
He kısadan hisse bir geçelim şu irregular’lık olayını, kafada soru işareti kalmasın: Hazırlığı yarım dönem okuyup 4 saatlik hoş bir sınav olan "Proficiency"den C alarak geçtiğinizde bölümünüze yıl ortasında geçebiliyorsunuz. Geçince ilk dönem derslerinden başlıyorsunuz tabi, ama derslerin hepsi açılmıyor. E bu sefer kalanları alabilmek için yaz okuluna kayıyorsunuz, ders düzeniniz iyice düzensiz bir şeye dönüşüyor. Irregular olarak rahat okunan bölümler varmış, geçip de mutlu olan insanlar varmış, ben yaz sıcağında okula gitmeyi çekemeyecektim, yatmak daha bir şirin geldi. Ocakta geçmedim, dün girdim sınava ve YADYOK hayatım bitti… Perşembe de sonuçlar açıklanacak; ama doğrusu kalacağımı sanmıyorum, o halde yaz tatilim başlamıştır!
Yazın ehliyet alacağım, inşallah Rusça öğreneceğim, olmazsa İtalyanca’ya kayacağım, azıcık ucundan tatil yapacağım. Siz de lütfen ve lütfen bana yorum yazın ve buranın ölü bir yer olmadığını gösterin, çünkü buraya ziyaretçi sayması için bir sayaç ekleyemiyorum ve sinir oluyorum. Tek kriterim yorumlar. Olmadı Wordpress’e geçeceğim. O konuda da sağlam kafa yoruyorum he. Kıyacağım paraya, öyle host’lu most’lu bişey alacağım ki sonra "Para döktüm buraya ben, yazayım bari." diyebileyim.








Haha hoşgeldin
Her Boğaziçi dediğinde inanır mısın kısss kısss kıskanıyorum.Şu üniversite hayatı çok uzak gelsede az kaldı şurda iki sene sonra çok çok çok yakınında olmak zorunda kalacağım.Lise güzeldi be ne gerek var üniversiteye aslında ama…
Rusça hımmm ilgilimi feci çekti.Öğrenmenin sınırı yok tabi ama benim kadar üşengeç değilsen…Bende umarım bu yaz yeni diller öğrenebilirim hani “ler” kısmını bırak bir dil öğrensem azıcık ucundan iyidir.
Lise de hoş kendi havasında; ama üniversitede böyle kendi tarzını tamamen gösterebiliyorsun ya *ben bundan hoşlanırım, bunun kulübüne gireceğim, o derse girmek istemiyorum yoklama da alınmıyor, kendim çaışıp geçerim, tarzım böyle böyle giyinirim, sadece sınıf değil her yerden arkadaş edinebilirim* bir çeşitlilik oluyor, ben bu ortamı daha çok sevdim.
Ben de çok üşengecim geçen yazdan beri karar verdim ancak şimdi kursları araştırmaya başladım. Rusça yeni harfler falan karizma gelse de korkutuyor şimdilik… Başlayınca göreceğiz artık.
Tabi sen böyle anlatınca 2 seneyi pır diye atlayıp üniye geçmek istiyor insan ama lisenin neresi hoş şöyleki öğretmenlerden not falan isteyebiliyorsun düzenli bir sistemi var buda beni zorundayım düşüncesine itiyor.Üniye gitsem &90 ekerdim çünkü dersleri
merhaba
uzun bir yorum yazamayacağım ve aslında şu yukardaki yazı sanırım burada okumadığım tek yazı. neden geldim bunun altına yazı yazıyorum bilinmez. manyaklığımdan.
neyse blogunu cok beğendim. aslında awakencordy ile ilgili eleştiri bombaardımanı ardından ilgimi çekmişti. sonra bir kaç kez farkında olmadna girip, başka yazılarını okuduğumu farkettim. güzel yazıyorsun, takip edeceğim burayı. şu an saat geç. ileride daha detaylı araştırır, soruşturur. fikir fırtınalarında (vauvv fikir fırtınaları) bulunurum. şimdilik iyi iş diyorum.
sevgiyle kal…