‘blog’ Etiket Arşivi

Star Wars

// 16 June 2009 // Yorum Yok » // film

Yaz teması! Aslında yeşilli sarılı parlak bir şey istemiştim; ama ne yapsam gözüme çok battı nedense. Başlamadan önce zaten 5 saattir bilgisayar başında olmamın da bunda büyükçe bir etkisi olabilir tabii. Bu arada böcüğüm hakkında ne düşünüyorsunuz? *Şu tepedeki koca gözlü şey* Tesadüfen buldum internette ve “Beni header’ına al!” diye bağırıyordu sanki ^-^ Sizce bundan sonra her header’îmda yer alarak blogun bir parçası olmalı mı? Yoksa bir yerden sonra bayar mı?

Uzun zamandır buralarda olmadığımdan izlediğim onca film ve okuduğum onca kştap hakkında da fikir belirtemedim. Yavaş yavaş dönelim bakalım:

Birkaç ay önce, bir konuşma esnasında, şimdiye kadar hiçbir Star Wars filmi izlemediğim ve arkadaşlarımın fikrine göre “büyük bir başyapıt ve kült bir filmi” izlemekten mahrum kaldığım ortaya çıktı. Hemen kollar sıvandı, 6 serilik film ikişer ikişer seyredilmeye başlandı. Çekim sırasına göre tabii: Episode 4, 5, 6; ardından 1, 2, 3.

İlk film nasıl bir komedidir Allah’ım! Gülmeden geçtiğimiz 1 dakika bile yoktu resmen, filmin başlangıcı da dahil: Gemiye saldırı yapılacak, sanki koskoca gemide girilecek başka yer yokmuş gibi bütün askerler tek kapının karşısına dikilmiş, kendi çaplarında savunma yapıyorlar. Bildiğin dökme plastikten Yoda, Chewawa’nın konuşması(!) -ki bir yerden sonra hepimiz dili çözüp senkronize olarak inildemeye başladık-, Obi-wan Kenobi’nin Darth Vader’la yaptığı dövüşte yarım saatte dönmesi ve bu esnada Darth Vader’ın ööööylece beklemesi… Hatta filmin adının “Jedi’nin Dönüşü” olması da ironik o bağlamda.
Episode 6 de resmen çocuk filmi, ormandaki koalaların savaşa katılıp kazandıklarında yaptıkları o “şipşirin” hareketler…

Eh Episode 1 yakın tarihte çekilmiş olduğunu hemen belli ediyor, Natalie Portman da çok şirin! Sonra 2 geliyor, olaylar derinleşiyor Anakin karanlık tarafa meylederken benim üzüldüğüm tek nokta Yoda’nın kendi boyunda çocuklara ders vermesi. ^-^ Episode 3′te ağlamış insanlar, valla Sith Lordu’nun tipinin kayması, Yoda’nın o boyuyla yaptığı hareketler, Padme’nin üzüldüğünde kaşlarının aldığı Emrahötesi şekil…

Sonuç tibariyle Star Wars hakkında ne düşünüyorum? Zamanına göre gayet iyi filmler ilk üçü, ardından gelen filmler gayet iyi teknoloji kullanarak yapılmış, kendi dalında gayet önemli falan ama… Şimdi “O senin baban!” muhabbetinin biraz eski olduğunu düşünüyorum, tabii önce Star Wars’ı izlemediğim için… Işın kılıcı iyidir ama =)

Yoda rulz!
Obi-wan kenobi turnz!
Anakin killz!

Her Bloga Yorum!

// 30 May 2008 // 2 Yorum » // sınıflandırılmamış

Bloglarınıza yorum alamıyor musunuz? “Sen sanki çok alıyorsun!” demeyin, sorunum yorum değil hit almak. Eğer hitiniz (yani ziyaretçi sayınız) bol, lakin yorum ters orantılı durumdaysa, Google amcayla aranız iyi olmakla beraber (Bayramda seyranda aramızı bir düzeltin yahu, sevaptır!) , okuyucunun dikkatini çekmekte zorlanıyorsunuz demektir. “Nasıl yapmalı?” bloglarına bir ekleme de benden olsun!

Görüntü

  • Düzgün ve olabildiğince sade bir tema seçin. Benimki gayet güzel bir örnek mesela. (Övünmek gibi olmasın!) Defter biçimi öğrenci olduğumun işaretini veriyor ve elimden geldiğince ufak tefek resimler kullanıyorum. Böyle basit temalar, yazı miktarı artınca oldukça hoş görünür. Resimlerin boyutlarını da asla abartmayın. Gerekirse büyük haline link verin. Düzen iyidir.
  • Google Adsense midir, nedir, ihtiyacından kıvranmıyorsanız, mümkün olduğunca sayfa dibine dibine atın onları.
  • Arka planı parlak beyaz yapmaktan ve birden fazla neon renk kullanmaktan vazgeçin. (Bildirgeç‘in temasından benim kadar rahatsız olan başkası var mı? Pastel renklere de ne oldu!)
  • Mümkün mertebe sizi anlatan bir resim/grafik kullanın gavurlarca “header” diye adlandırılan, lakin Türkçe karşılık bulamadığım alan için.

     

    İçerik

  • Baştan belirteyim, kimse bunalımlarınız, hayat hakkında felsefik düşünceleriniz, ve o gün arkadaşlarınızla ne kadar güldüğünüzle ilgilenmiyor. Günlük hayatı silip atmayın; ama anlatırken de detay vermeden, okuyucuyu olayın içine çekerek yazmaya çalışın. Anlamadınız mı? Hadi örnek gelsin: 

    Yanlış:

    Bugün Ali, Ayşe, Merve ve ben bizim kafede takıldık yine. Ayşe cidden gıcık davranıyor. Merve’yle aramızı bozmasından sıkıldım. Kimse beni sevmiyor, hayat cidden boş…

    Potansiyel Doğru:

    Bizimkilerle kafeye gittik yine. Arkadaşlarımın her günkü gıcıklıkları üstündeydi. Size de oluyor mu böyle, yanınızdakini boğazlayıp 42 ayrı ve eşit parçaya bölmek istediğiniz anlar? İşte bugün, tam da böyle bir an yaşadım.

    Anahtar sözcükler: “size göre” Bu okuyucuyu yorum yapmaya iter, çünkü ortalama her insan kendi düşüncelerini anlatmaktan hoşlanır.

  • Hiçbir haberi /dedikoduyu yorumsuz yazmayın. Kavak Yelleri’nin dizi özetini internet araması yapan herkes bulabilir ama kimse sizin komik ya da eleştirel bakış açınızı sizin blogunuzdan başka yerden öğrenemez.
  • Başkasının blogunu “Çok beğendim.” ibaresiyle kopyala/yapıştır yaparak blogunuza koymayın. Link verin, bitsin.
  • Okuduğunuz kitaplardan, izlediğiniz filmlerden, sizi gıcık eden olaylardan, en son mutlu olduğunuz andan, kendinizi rahatlatmak için yaptıklarınızın listesinden, çocukluk idolünüzden, şimdiki idolünüzden, gelecek hayallerinizden, ünlülerden bahsedin. Kafayı zorlayınca bayağı konu çıkıyor. Yine mi çözümsüz kaldınız? Livejournal’da “Writer’s Block” alanında günün önerisine bakın!
  • Daha bol hit için saçma yazılar yazmayın! Gururunuzu satmayın!
  • Yolda yürürken, ilginç şeyleri gerekirse bir yere not edin. Günün sonunda ne kadar çok yazma konunuz olduğuna inanamayacaksınız.
  • Sadece yazı yazmayın. Fotoğraf çekmektir, resim yapmaktır, böyle uğraşlarınız varsa blogunuzda yer verin.

     

    Diğer

  • Linkibol’dur, Atom’dur, diğer blogcuların takıldığı forumlardır, üye ve aktif olun.
  • Yorum almak istiyorsanız, “A, bence de!” “Katılıyorum.” “Cık.” gibi ifadelerden daha kaliteli yorumlar yazın.
  • Bir gecede en sevdiğiniz blog kadar aktif bir bloga sahip olamayacağınızı kabullenin. Kendinize 2-3 ay tanıyın.