There and Back!
// 26 December 2008 // Yorum Yok » // günlük hayat
There and Back! Başlık "Ne alaka?" düşüncesine sebebiyet verebilir, bir çaça başlangıç figürünün adıdır kendisi. İleri-geri gitmek oluyor. Ve tebrikler, anladınız, bugün size dans derslerimden bahsedeceğim. (Savulun sefil fareler! Hadi ama, cidden eğlenceli oluyorlar.)
Latin başlangıç dersleri alıyorum; ama garip bir şekilde en ünlü ve popüler latin dansı olan salsa için ayrı bir program açılmış. Biz de benim sevme sıramla cha cha cha, bachata, jive, merengue ve listeye almasam mı diyecek kadar kıl kaptığım rumba görüyoruz.
Derslere gelince… Erkek bulmak zor azizim! Ya karı gibi kıvırıyorlar (tamam, güzel bir tabir değil, ama kıvırmayın o kadar be kardeşim!) ya da kendilerini halay modundan çıkarmada bayağı zorluk çekiyorlar. Her ne olursa olsun, onlar Türk erkeği içinde bir azınlık, türünün korunması gereken bir azınlık! Önlerinde saygıyla eğilip dansı yönetmelerini bekliyoruz. Olmuyor.
Herkesin bildiği bir şey, böyle çiftli dansları erkek yönetir. Kız dönecekse kol kaldırılır, ileri gidilmesi gerekiliyorsa kız biraz çekilir, birlikte dönülecekse biraz daha sert bir kavrayışla figür başlatılır. Ama biraz da bizi ürkütmekten korktuklarından mıdır ne, ya bu işaret hareketleri resmen kuyumcu terazisiyle farkı ölçmeyi gerektirecek kadar hafif yapılıyor, ya da beynimize basmayacağına mı inanmışlar ne, öyle bir şiddetli geliyor ki hangi uzuvlarım sağlam kaldı diye kontrol ediyorsunuz dansın ardından. Bazısı abartıp iki figür arası dansöz misali kıvırıyor, bazısı kız önümde oynasın kardeşim, ben ileri geri giderim havasında…
Burada durup derslerden bir iki anektoda yer vermezsem ayıp olur. Bir çaça dönüşü çalışıyoruz, bildiğiniz dönüş işte, erkek kolunu kaldırır, kız döner. İşin püf noktası kolu zamanında, hareketten hemen önce değil, ve yeteri kadar kaldırmak. Uzun boylu erkeklerde dansa alerji mi vardır nedir, sınıfın az sayıda erkeklerinin çoğunluğunun da boyu benden kısa zaten, bu çoğunluktan biriyle dans ediyorum. Ben kendimden bıkmış halde, ne zaman döndürecek düşüncesiyle temel adım yaparken kavalyemiz sinirlenmiş: "Dönsene!" diye boğurdu. (böğürmekle boğulmak arası bir ses tonu) Suratmda Panda dondurmasının pandasının şaşkın bakışıyla "Kolumu kaldırmadın ki?!" dedim. Demez olaydım, bir de omuz hizamdan burun hizama gelmiş kolum gösterilerek azarlandım: "Kaldırdım ya!" Kafacağızımı büküp oranın altından geçecekmişim. Latin dansının erkek yönetimine girmesinden midir ne, bende bir "Ben bilmem, erkegim bilir." havası oluşuyor o derslerde. İlginç. Tuhaf. Kafamı büktüm ve geçtim.
Bir jive çalışmasında (şu Huysuz Virjin’in sunduğu dans yarışmasını izlediyseniz bu dansı biliyorsunuz, sadece eller tutulmuş halde biraz zıplanarak yapılan dans) ileri ve geri gidiş çalışıyoruz. İleri gidiş kız için kolay, erkek kolunuzu çekiyor ve gidiyorsunuz, peki ya geri gitmeniz gerekirse? Kendimden uzun, ve hatta bayağı cüsseli bir partner bulduğum nadir zamanlardan birinde (ki jive da bunun için en gereksiz dans, çünkü klasik dans tutuşunda değiliz) geri gidiş yapmamız gerekti. Üzerime öyle cüsseli biri gelince, bilinçaltımın Huysuz Virjin’le jive’ı yakıştırmasından mıdır, kendimi koruma refleksi midir nedir, geri geri Huysuz’un çastra çastra çasss ünlemiyle tanınan, tek ayağı üstünde zıplayarak gidilen figürüne giriştim. Sınıf kopmada, ben kızarmalarda… Hımm, ben bunu anlamamışım diye kıvırsan neyine yarar?
Bu kadarı yeter sanırım, daha çok var da, kendimi de sınıfımı da daha çok rezil edesim yok açıkçası. ^-^
Latin geceleri oluyor Taksim’de Boğaziçi’nin, ama dışarıdan geliş de açık. Ben ayda bir kere ancak gidebilsem de, ilgisi olanları -özellikle partner sorunlarından dolayı erkekleri- bekleriz. Bu dans geceleri de bir ayrı güzel. Sadece temel adımını bildiğim salsayı bana çok iyi bilen bir öyle bir yaptırdı ki, dönüyorum, gidip geliyorum ve, amaneyn, bir şeyler becerebiliyorum! Burdan da kızlarla hep yaptığımız muhabbete geliyor olay: "Erkek bilecek kardeşim!"
Bu konuda başımızdan geçen rezilliği de anlatmadan geçmeyeceğim. 20:15 Kadıköy vapurunu kaçırmış halde, danstan bir kız arkadaşımla 20:45 vapurunu bekliyoruz, beklerken haftalık dedikodumuzdan da geri kalmıyoruz. Konuşmamızı aynen aktarıyorum:
- Erkek bilecek abi ya… Bilince öyle güzel oluyor ki…
- Harbiden ya… Deneyimli olacak.
- Öyle olunca zevk alıyorsun işten zaten.
- Yoksa olmuyor, evet…
Şimdi aklınızdan dans konseptini çıkarıp bu konuşmayı okuyun…
…
Evet, yan tarafımızda oturan bey de aynı şeyi düşündü. Bize öyle bir baktı ki -bir de konuşmayı bağıra çağıra yapıyoruz- konuşmamız birden dans terimleriyle süslenme gereği duydu, aksi halde "vapur beklerken sapık saçma konuşan kız takımı" olarak yaftalanacaktık…
Şimdi 5 Ocak’a kadar sürecek YADYOK Kış Tatili’min başındayım… Yani daha yazarım… Beni bekleyin anacığım!







