‘komik’ Etiket Arşivi

Çeviri Komedileri

// 4 October 2008 // 5 Yorum » // film

Bugünkü yazımın konusu çeviri hataları olsun efendim. Bu aralar çok sık rastlamaya başladım.

En basitinden, geçen cuma mıydı neydi, Righteous Kill (Orjinal Cinayetler) filmine gittik. Al Pacino (bal paçino yanakları gül paçino) ve Robert De Niro başroldeler. Film hakkındaki görüşlerimi ileride bir ara belirteceğim; ama film daha adından başlayarak bir çevirme komedileri silsilesiydi!

Son sahne, spoiler olmasın diye söylemiyorum, biri vuruluyor, yanındaki polis merkezi arıyor, ambulans çağırıyor. Çağırma işlemi sırasında "Police officer down." cümlesini kurma gafletinde bulunuyor. Gaflet, diyorum, zira filmin o sahnesi aşağıda belirteceğim çeviri hatası -ya da manyaklığı- ile benim için acıklı bir sahne olmaktan çıkıp komediye dönüşmüştür.

Cümle: Police officer down.
Dicle’den çeviri (gerçek anlamı): Polis memuru vuruldu.
Film çevirisi: Polis memuru EĞİL!

Gel de yarılma. Yahu, bir dilin deyimlerini, mecazlarını bilmeyen adama ne akla hizmet çeviri yaptırıyorsunuz, ya da o ne akla hizmet yapıyor??? Aynı filmden, sahne değişmeden bir gaf daha. Ambulans çağırılmıştır, telsizden şu anons duyulur:

Anons: Eta 6 minutes.
Dicle’den açıklama: Eta estimated time of arriving kısaltmasıdır. Yani anonsta tahmini varış süresinin 6 dakika olduğundan bahsediliyor.
Film çevirmeni ne düşündü peki? : Abi adamlarda FBI var, CIA var, CSI var, 3 harfli kombinasyonların hepsi alabildiğine kullanılmış bu gavurlarda. ETA da öyle bir şey olsa gerek. Zaten bu işte bir bityeniği var, araştırılmalı. Ben şöyle çevireyim: "ETA 6 dakikada geliyor."

Gel de filmin son ve en önemli sahnesinde yarılıp yanındaki arkadaşının da izleme keyfinin içine etme…

Çeviri hatalarından girmişken, aklıma Hotel California adlı aziz şarkı geldi bugün, indirdim, bir de sevdiğim şarkıları bağıra çağıra söyleme alışkanlığım vardır, şarkı sözlerini de okuyalım dedim, Google’a Hotel California yazıp çıkan ilk siteye girdim. Sözleri çevirmişler, Allah razı olsun. Her şey iyi güzeldi de, sonda yapılan gaf…

You can checkout any time you like,
Çeviri: İstediğin zaman kontrol edebilirsin

Check kontrol etmek demek, abicim, tamam da, checkout otelden ayrılma konusunda kullanılan bir terimdir. Yahu hiç mi gitmedin güney sahillerimizde bir otele??? Ayrıca ardından gelen "but you can never leave!" (ama ayrılamazsın asla!) sözünden de mi işkillenmedin? Neyse…

Sizin de bildiğiniz güzel hatalar var mı? Hatanın güzeli oluyorsa tabi ^-^ Bu arada artık sık sık yazıyorum, okul başlamasına yakın böyle bir istek geldi. Sıradaki 2-3 yazının konuları bilem hazır. Bir günde yazıp başınızı ağrıtmayayım dedim.

Akraba Çıldırtması Bunlar!

// 1 June 2008 // 8 Yorum » // sınıflandırılmamış

Pazar eğlencemiz de ailelerden gelsin. İşte aile bireylerimiz ve akrabalarla komik dialoglarım:

(Eve anahtarla girerim.)
-Dicle!
-Efendim anne?
-Eve mi geldin?
-…

(Annem ev telefonundan beni arar.)
-Dicle, eve geldin mi?
-…

(Uyumaya çalışıyorum ve annem olanca gürültüsüyle engel olunca gözkapaklarımı aralıyorum.)
-Ay Dicle, uyuyor musun?
-…

(Akrabanın biri evi arar. Annemin adı da Sevim bu arada.)
-Alo?
-Sevim, Sevim!
-Ben Sevim değilim, Dicle ben.
-Sevim!
-Babamı vereyim, isterseniz.
-Sevimmmm, duymuyor musun?! Sevim!
-Kızıyım ben kızı!
-Seeeeeviiiiiim!
-Anne!!!

(Yine bir akraba.)
-Alo?
-He, kızım annen evde mi?
-Yok değil.
-He. (Çat sesi eşliğinde telefon kapanır.)
-…

(Eve annemleri 20 yıldır falan görmemiş bir bir grup akraba gelir.)
-Rüya! (Ablamın adı.)
-Yok ben Dicle.
-Sen kimsin be!
-Nasıl yani!? Kızıyım ben buranın, evin, yani annemin. (Artık ben de saçmalamaya başladım.)
(Annem devreye girer.)
-Benim kızım o, teyze!
-Kız Sevim, ne ara yaptın ikinciyi? (Bana evde yapılmış hamur muamelesi ettiğiniz için sağolun.)

(Henüz kaşlarımı aldırmadığım zamanlar, ablam başlamış tabi. Eve doğal görünümden hoşlandığı her hallerinden belli uzak akrabalar gelmiş. Kadın beni görür.)
-Ay yavrummm! Ne güzel kaşların senin öyle, kalem gibi! (Nasıl bir kalem tanımlamasına sokulduğumu bilmiyorum. Kalem seti demek istedi, sanırım. Sonra, ablamı görür.)
-Bu bozmuş biraz, di mi Sevim? Bak güzel kızıma, mis gibi.

(LGS’de Atatürk Fen gibi büyük hayallerim varken Hüseyin Avni’yi kazandığımdan moralim bozuk. Ablam da Tekstil Mühendisliği’ni kazanmış. Memleketteyiz.)
-Ay yavrumm, kazanamamışsın diye duydum. Yazık sana. Bizim X ablanın kızı Anadolu Öğretmen’i kazanmış, maşşallah tütütü. İyi değil miydi derslerin senin?
-Yok aslında ben…
-Kızın mesleği de olacak tabi. Ablan nereye girdi demiştin?
-Tekstil müh…
-Vah, yazık… O kadar uğraş didin, bir şey olmasın. Öğretmenlik gibi meslek var mı ya!!!
-Hıhıı…