Moda ve Alışveriş (Evet, konunun buraya geleceğini biliyordunuz.)
// 1 October 2008 // 2 Yorum » // günlük hayat, moda
Üzülmeyin, ne aldığımı uzun uzun anlatıp başınızı ağrıtacak biri değilim – beni en azından bu kadar tanımış olmalısınız. Zaten bir şey de alabilmiş değilim. Alacak bir şey olsa…
Evet, bugünkü yazımın konusu bu. Onca para döküp markalaşmış mağaza zincirleri nasıl ele avuca gelecek tek bir mal üretmekten bu kadar yoksun kalıyorlar? Eğer biraz vakit ayırıp profil sayfamı ya da yandaki tanıtım yazısını okumuşsanız, biliyorsunuz ki ileride amacım tekstil dünyasına atılmak. Bu nedenle yalnızca iyi giyinmekten hoşlanan ya da alışveriş manyağı bir kız olarak değil, gelecekteki işim adına da gözlemliyorum etrafı. Ve vardığım kanı şu: Bir kez adınız marka diye anılmaya başladıktan sonra, istediğiniz kadar saçmalayın, alacak birkaç enayi mutlak bulunur.
Size sorunumun ne olduğunu söyleyeyim, özellikle kışın daha belirgin bir hal alıyor bu: tek tip insanlara dönüşüyoruz. Bu sene adı duyulmuş birkaç modacı V yaka ve büyük düğmeler mi yaptı? Konu kapanmıştır. Göğsün altında biten, öyle olmasa da yarısını açıkta bırakma amacıyla dizilmiş V yakalar, tek tip ceketler, mağaza değişse de değişmeyen abidik kubidik modeller. Şöyle bir etrafınıza bakındığınızda, bacakları düzgün olmasa da ya başka model bulunamadığından ya da modaya uymak gerekli görüldüğünden giyilmiş daracık pantolonlar, uzun hırkalar, içine pantolon sıkıştırılmış uzun çizmeleriyle bir kadın ordusu göreceksiniz sokaklarda bir-iki aya kalmadan. Alacak başka şey olsa, belki yarısı moda budur, diye yine onları alacaktı ama eminim ki diğer yarısı başka şeyleri tercih edecekti. Çünkü insanlar özel olmaktan hoşlanır. Bu yüzden sokakta üniforma değil, istediğimiz kıyafetleri giyiniyoruz, bu yüzden öğrenciler okul formasından nefret ediyor. Anlayan bir Allah’ın kulu yok ki!
Yahu, tek istediğim klasik 2 parça trikoydu! Hayatımda bu kadar saçmalık gördüğümü hatırlamıyorum. Yuvarlak yaka, hafifçe uzun 2 tane düz triko! 5 mağaza dolaştım, adlarını da vereyim hatta: Mango, Koton, Oxxo, Afrodit ve Zara. Tek tip olmaktan hoşlanmıyorsanız, kendinize gezecek başka mağaza bulmanızı salık veririm. Zara’nın trikoları göbek deliğinizi zor kapatıyor, kadın göğsünü şekilsiz göstermede Mango’nun üstüne yok, Oxxo mallarını Türkiye yerine Çin’de üretmeye başladığından beri kıyafetler naylon görüntüsünden kurtulmuyor, Afrodit Salı pazarından kötü durumda, Koton kendi çapında bir iş kadınına hitap etme derdine düşmüş; ama içeride bulunduğum yarım saat boyunca içeriye 25′ten büyük gösteren ya da işkadını gibi duran tek kişi girdiğini görmedim.
Ne yapmaya çalışıyor bu adamlar, anlamış değilim. Birçok kişinin beğendiği bir fiziğim var ve bugün giydiklerimden sonra kendimden nefret ettim, zira kıyafetlerin üstümde hafif bol durmasından hoşlanırım, bu yüzden S beden üstüme olabilecekken M alırım; ama bugün o saçma sapan kalıplar içinde L’nin bile bolluğundan hoşlanmadığım oldu (Mango’da ve Koton’da). Artık nasıl bir üste kıyafet yapıştırma zevki ya da kalıp özürlülüğünden bilmem. Bütün yaz L beden tişörtler içinde dolaştım, ama kışlık kıyafetlerde beden farkı göze battığından sanırım kapüşonlu sweatshirtlerimle mutlu mesut olacağım bu kış.
Sonuç ne mi? 2 saatlik dolaşmanın ardından, elimde iki kitapla eve döndüm. En azından evden çıkarken beni kemiren para harcama isteğimden kurtuldum. ^-^
Size önerim? Saçma sapan ve hem kalite hem de kalıp özürlülüğü çeken on parça yerine klasik parçalar satan düzgün markalardan tek parça kıyafet alın. Hem iyi görünür, hem de iyi dayanır. Ve kapüşonlu sweatshirtler. Kotun üstünde hayat kurtarıcı olabiliyorlar.
Adios amigos!







